Çocukların Kendilerini İfade Etmeleri


Her canlı gibi çocuklarda iç güdüleri ile dünyaya gelirler ve çevrelerine verdikleri tepkiler bilinçli olmamaktadır.  Çocuklar yetişkinler gibi duygularını ifade edemezler. Çünkü yaşamsal donanımları yoktur. Duygularını adlandırmayı zamanla öğrenirler. Öğrenme ortamı tabi ki evi ve birlikte yaşadığı aile bireyleridir. Çocukların verdikleri tepkilerin olumlu yada olumsuz olmasında belirleyici olan aile içi davranışlardır. Unutulmamalıdır ki verilen tepkiler geri dönütler, çocuğun karakterini oluşturan basamaklardır. Şu an göstermiş olduğunuz davranışlar sizin ileride çocuğunuzda, göreceğiniz davranışlar olacaktır. “Ne ekerseniz onu biçersiniz” sözüyle atalarımız bu durumu zaten tescillemiştir. Çocuklar zihinsel, sosyal ve duygusal olarak anne ve babalarının davranışlarını referans alırlar. Çünkü davranışlar somuttur. Duygu ve düşüncemiz davranışlarımıza yansımaktadır. Duygu ve düşünceler arasında tutarlılık olduğu zaman sorun yoktur. Bebeklik döneminde doğal olarak kendilerini  konuşarak ifade edemedikleri için, ağlayarak, bağırarak,dağıtarak , vurarak, kendini yere atarak sizlerin huysuzluk ve yaramazlık olarak algıladığınız şekliyle ifade ederler.

Fakat göstermiş oldukları bu davranışlar çocuklar tarafından farklı isteklere göre sınıflandırılmıştır. Çocukların  kendilerine ait yaşam kılavuzu vardır. Bu yüzden yetişkinlerin çocukları anlama konusunda dikkatli ve duyarlı davranmaları gerekmektedir. Çocukları farklı zamanlarda ve farklı durumlarda gözlemlemek, hangi durumlarda neye nasıl tepki verdiklerini doğru analiz etmek gerekmektedir. Çocuğun mama istediği zaman verdiği tepki ile uykusu geldiği zaman verdiği tepki aynı olmamaktadır. Ya da canının acıdığı durumda vermiş olduğu tepki ve mimikler aynı olmamaktadır. Yargısız, etiketlemeden, doğru gözlem yapmak  bebeğinizin ne demek istediğini sizden beklentisinin ne olduğunu anlamanızda size yardımcı olacaktır.

İlk çocukluk döneminde gereksinimler ve ihtiyaçlarda değişiklikler olmaktadır. Çocuklar dinamik varlıklardır, bu nedenle  gelişimsel ilerlemelerini gösteren  davranışsal değişimlere karşı duyarlı olmak gerekmektedir. Çocukları sürekli  gözlemleyerek gelişim süreçlerini takip etmek onların yardım beklentilerinde ,ifade etmek istedikleri olay ve olgular karşısında daha donanımlı olmamızı sağlamaktadır.  Örneğin çocuğunuzun parka gitme  isteğini geri çevirdiğinizde çocuk kendisini parka götürmemenizle ilgilenir, çünkü çocuk bu şekilde algılar ve  görür somut bir durumdur. Bunun yerine o anda parka gidemeyecek kadar yorgun olduğunuzu onunla paylaştığınızda davranışınızı gerekçelendirmiş ve bu şekilde çocuğun kabul düzeyini yükseltmiş olursunuz. Davranışların duygusal yönünü gün yüzüne çıkartarak çocukların anlayışlarını güçlendirmiş olursunuz. Çocuklar duygularla çok erken yaşta karşı karşıya karşıya  kalırlar, kendilerine haz veren seslere, dokunuşlara, tatlara karşı daha seçici davranırlar. Bu nedenle çocukların duygularını saklamadan yaşamalarına fırsatlar vermek gerekmektedir. Eğer siz ağlamayı ayıplarsanız, küçümserseniz, çocuk belki gözyaşları ile ağlamaz ama onu ağlatan durumdan  kurtulmanın mutlaka bir başka yolunu bulmayı deneyecektir. Belki bu durumu saldırganlıkla, eşyalarına zarar verme gibi  yaptırımlarla  dışa vurarak göstermeye çalışacak  yada kızgınlıklarını  kırılganlıklarını  ifade edemeyecek baskı altında tutacak. Baskıladığı gösteremediği duygular nedeniyle   kendilerini denetlemeyi öğrenemeyeceklerdir.  Duygularımızın bizi yönetmesi değil bizim duygularımızı yönetmemiz gerekmektedir.

Sürekli gelişimsel ilerlemeleri gösteren , davranışsal değişimler karşısında daha ilgili ve yapıcı olmamız gerekmektedir. Bunun için çocukları sürekli gözlemlemek ve değişime açık oldukları durumları fark ettiğimizde gerekli desteği sağlamamız gerekmektedir. Gelişimsel değişim gösteren çocuklar, rol modelleri olan anne ve  babalarını taklit etmek konusunda  çok istekli davranırlar. Masadan aldığı bir bardak suyu, dökeceği ve taşıyamayacağı mesajını vererek,  bunun onun işi olmadığını ifade ederek  kendisine güvenmeme konusunda en erken telkini vermiş olmaktasınız. Bir bardak su elbette sel felaketi oluşturmayacak ama vermiş olduğunuz tepki bir başka zaman başka adımlar atmanın önünde set oluşturacaktır.Çocuklar yaşları ile paralel olarak çok farklı davranış örüntüleri geliştirirler. Çocukların yaşları ile birlikte farklılaşan ve gelişen davranışlarına güvenmek ve buna uygun olarak yetişkin davranışlarını da değiştirmek gerekmektedir. Kendi sınırlarını ve dış dünyayı keşfetmek isteyen  çocukların yaşları ile uyumlu özgürlüklere  ve sınırlılıklara ihtiyaçları vardır. Anne babaların bu durumlarda çocuklarına verecekleri destek  onların kendi güçlerinin farkına varmalarına yardımcı olacaktır. Tam tersi yetişkinlerin gücünü yansıtan,  uygun olmayan  destek ise  çocukların normal gelişimini engellemektedir. Sürekli, tutarlı, açık, net ve somut tepkiler çocukların davranış örüntülerini doğru yada yanlış olarak kodlamalarını sağlamaktadır. Örneğin çocuğun oyuncaklarının toplaması olumlu bir davranış,dağınık bırakması olumsuz bir davranış olarak ifade ediliyorsa,çocuğun bu davranışı alışkanlık haline getirmesi için oyuncaklarını her topladığında fark edilerek onaylanması gerekmektedir.

Ebeveynlerin göstermiş oldukları tepki her defasında farklı , anı kurtarmaya yönelik olmamalıdır. Duygularını keşfetmeye, davranış ve tepkilerde durması gereken sınırlarını öğrenmeye , gelişiminde olumlu duygusal ve sosyal karaktere sahip olmaya çalışan çocuklarınız için  yapmanız gereken tutarlı, duyarlı ve net olmanızdır.Lütfen verdiğiniz tepkilerde karşınızdaki bireyin  her şeyi ilk defa yaşayarak öğrenen çocuklarınız olduklarını unutmayın. Sakin,olumlu duruşunuzla sevgi ve güven hissettirerek  vücut dili ve ifadelerle hayattaki yerlerini almakta onlara yardımcı olmanın hazını birlikte yaşayın. 

Hiç yorum yok:

Blogger tarafından desteklenmektedir.