Archiv for ‘Romanlar’


published: Nisan 10th, 2008

Çalıkuşu

Eserin Adı: Çalıkuşu
Yazarı: Reşat Nuri Güntekin
Sayfa Sayısı: 367
Basıldığı Yer: İnkılap ve Aka Kitabevleri
Yazarın Hayatı:

Reşat Nuri Güntekin (1889 – 1956)

İstanbul’da Doğdu. Londra’da öldü. Babası doktor olduğu için Anadolu’yu karış karış dolaştı. İzmir’de Frer’ler Mektebi’nde okudu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ni Bitirdi. Muhtelif okullarda öğretmenlik, M.E. Bakanlığında başmüfettişlik, Paris’te öğrenci müfettişliği, Çanakkale’den seçilerek milletvekilliği yaptı. 1918’den itibaren tiyatro eleştirileri yaparak yayın hayatına atıldı. Türk Tiyatrosunun kurulmasında, telif eserleriyle büyük hizmeti dokundu. En tanınmış romanı olan Çalıkuşu bile, daha önce İstanbul Kızı adıyla piyes olarak yazılmıştı. Reşat Nuri, son derece duygulu ve temiz bile dille hikaye, roman, tiyatro, hatıra ve makale türlerinde eserler vermiş, pek çok da tercüme yapmıştır.

Konusu: Kaybettiği sevginin yerini doldurmak için hayatını Anadolu insanına ve çocuğuna adayan ülkücü bir kızın hikayesini anlatıyor.

Yer: İstanbul, Bursa, Çanakkale, İzmir, Kuşadası

Zaman: 1. Dünya Savaşı

Eserdeki Kişiler:

Feride, Kamuran, Münevver, Hayrullah Bey ve Munisedir.

Feride (Çalıkuşu) : Bir subayın kızıdır. Küçük yaşta anne ve babasını kaybettikten sonra teyzesinin yanına gelir. Zeki, başarılı ve afacandır. Teyzesi onu bir Fransız okuluna yatılı olarak verir. Tatillerde teyzesine gider. Okuldaki yaramazlığından dolayı “Çalıkuşu” adını alır. Teyzesinin oğlu Kamuran’la birbirlerini severler.

Kamuran: Feride’nin teyzesinin uğludur. Genç, yakışıklı ve çapkıun olan Kamuran, Feride’yi sevdiği halde Münevver’le evlenir.

Münevver: Kendi Halinde, hasta bir kadındır. Kamuran’ı sevmiştir.

Hayrullah Bey: Askeri bir doktor olan Hayrullah Bey, Feride’nin babası yaşlarında, iyi kalpli, yardımsever bir adamdır. Feride’yi kızı gibi sevmiştir. Onu korumak için evlenmiştir. Feridey’le Kamuran’ın tekrar birleşmesini sağlar.

Munise: Feride’nin Zeyniler köyünde evlat edindiği bir kzıdır. Feride’yle birbirlerine çok bağlıdırlar. Büyüdükçe süsüne düşkün bir kız olur. Difteriden ölür.

Besime: Feride’nin teyzesi, Kamuran’nın annesidir.

Teması: Yoksul Anadolu’yu yükseltip, kalkındırmak isteyen, yeni okumuşlar kuşağına öncülük eden bir öğretmenin yaşam öyküsü anlatılmaktadır.

Dil ve Anlatım Özellikleri: Reşat Nuri’nin güzel bir dili vardır. Eser güzel ve akıcı bir dille yazıldığından aradan yıllar geçse de canlılığını ve değerini hiçbir zaman kaybetmez. Her sınıf halkın- anlayabileceği günlük konuşma diliyle yazılmıştır. Akıcı ve sürükleyici oluşu kolay okunmasını sağlıyor.

Reşat Nuri’nin eserlerinde, yoğun bir yurt ve insan sevgisi, yaşama sevinci tütmektedir. Bu eserde Anadolu’nun sorunlarına bilinçli olarak özen gösterilmiş olması, Feride’nin genç kızları etkilemesi, dil ve anlatımdaki rahatlık, okuyucuları romana çekebilir. Kitabı okumaya başlayan bir kişi onu bir çırpıda okuyup bitirmek istiyor.

Romanın Özeti:

Feride ve Kamuran’ın evlenecekleri sırada bir kadın gelerek Kamuran’ın Münevver’e evlenme teklif ettiğini söyler; bunu mektuplarla da açıklar. Feride bunu duyunca köşkten kaçarak yaşlı süt ninesinin yanına sığınır. Lise diplomasından cesaret alarak Anadolu’da öğretmenlik ister. Onu Ziyneler Köyüne verirler. Orada küçük öğrencilerin birkaçı onun tesellisi olurlar. Munise’yi burada evlat edinir. Hayrullah Bey’le de tanışır. Ziyneler köyünde başlayan öğretmenliğini Bursa, Çanakkale, İzmir ve Kuşadası’nda sürdüren Feride, genç ve güzel olduğundan her gittiğin yerde baskı ortamıyla karşılaşır. Bu yüzden sık sık yer değiştirir. Hayrullah Bey’le Kuşadası’na tekrar karşılaşırlar. Arkadaşlıkları dedikodu doğurunca evlenirler. Feride anı defteri tutmaktadır, bir gün onu yitirir, Hayrullah Bey bulur ve okur. Hastalanınca Feride’nin ailesinin yanına döneceğine dair söz alır ve teyzesine ir paket götürmesini ister. Öldükten sonra Feride paketi teyzesine götürür.

Kamuran’ın karısı Münevver de hastalandığından dolayı ölmüştür. Kamuran Feride’nin ayrılmasını beklemeden paketi açar. İçinde doktorun Feride’yle arasındaki baba kız ilişkisini açıklayan ve Feride’ye bırakmamasını isteyen bir mektupla, Feride’nin günlüğü vardır. Kamuran günlüğü okuyarak her şeyi öğrenir. Feride’nin gideceği gün ona birlikte olmayı önerir, Feride birkaç kez direnirse de sonunda evlenirler.

Feride artık Çalıkuşu, küçüklüğündeki gibi afacan değil; büyüdükçe hayatın gerçeklerini anlayan, acıların olgunlaştırdığı sevgi dolu bir kadındır.

published: Nisan 10th, 2008

Anadolu Notları

Yazar: REŞAT NURİ GÜNTEKİN
Kitap birçok kısa notlardan oluştuğu için içinde birçok olaylar vardır. Bunlardan birkaçını sizlere anlatmak ve özetlemek istiyorum. “Trende” adlı notunda trene bindiği andaki hissettiklerini yazıyor. Trende en büyük zevk vagonda bir yolcunun olmamasıdır. Bu yüzden her duruşta gelen yolcuya ! “Burada biri var. Kantine gitti. Şimdi gelir” diyerek onun gitmesini bekliyordu. Bazen de uğurlamaya gelenleri yanına oturtturmak ve tren hareket edinceye kadar bekleyip daha sonra salıvermektir.

Yazarın kullandığı en büyük taktik hasta numarasıdır. Yüzüne bir tülbent bağlayıp, parmağıyla gözünün etrafına bir parça sigara külü bulaştırıvermiş. Daha olmazsa “vallahi bilmem birader, bizim dayı yılancıktan öldü. Bize de mi geçti nedir ?” diye konuşuverir. Herifi koydunsa bul….

Şoför notunda da kamyoncunun bir yol boyunca karşılaştığı tuhaf olayları anlatmaktadır. Yazarın en ilgisini çektiği olay yolda süregelen tel olayıdır. Her arabada tel vardır fakat yolda aracı bozulduğunda araç durup beklerken, yayına gelen kamyoncu ona tereddüt etmeden telini verir. Az ileride kendi aracıda bozulduğunda teli verdiğine pişman olur. Yazarın titiz ve seçici olması yazdığı notlardan da belli oluyor. Yatak çarşafları adlı notunda yazar, yatak çarşaflarına dikkat ediyor. Hiçbir zaman kendi gözüyle görmediği çarşaf değişimi için görevliye başvurur ve bizzat değiştirir. Ama bu onun için yine yeterli değildir. İçinde “ya diğer yataktan çıkartıp getirmişse” diye bir ukte kalmıştır.

Su onun için en önemli varlıktır. Yanında ihtiyatte mutlak bir su bulunmaktadır. Su bulunmazsa gidip maden suyu alıp onunla idare edermiş.

“Yolda Hastalık” notunda ise, geçirdiği hastalığı kendi kendine geçirmeye çalışıyor. Bilgili olmasına rağmen rezil olmamak için otele çekilip terlemek suretiyle hastalığından kurtulmaya çalışmaktadır.

Tulüyat Tiyatrolarda yazarın kitabında 3 bölümde yer almaktadır. Onun için tiyatronun kültür ve gelişme bakımından önemi büyüktür. Fakat, köylere gelen tiyatrocular ve özellikle bayanların giyiniş tarzı köylü erkekleri kışkırtıyor ve köyle fitne yarattığı için genellikle tiyatrocular kovuluyordu. Onun için otelde yalnız olarak yatmak huzur ve güvence vermektedir. Fakat, son anda gelen davetsiz misafir onun rahatını bozar ve hiç tanımadığı kişiyle yatmanın verdiği tedirginlik onu rahatsız etmektedir.
Fare adlı notunda da paranın ne denli önemli olduğunu ve onun için şantaj bile yapıldığını belirtmektedir.

Son notu olan “Bir dost Tenkidine Cevap” adlı notunda da dostunun birinci kitaptaki eleştirilerine cevap veriyorlardı. Dostu, ona bu hatıra türü notlarını roman metoduna kaçmış olduğunu belirtmiştir.

3. KİTABIN ANA FİKRİ : Kısa olaylardan oluşan bu kitap ; Anadolu güzellilerini, yöre halkının yaşam tarzlarını anlatmakta ve “Çok gezen çok bilir” atasözünü doğrulamaktadır.

4. KİTAPTAKİ OLAYLARIN VE ŞAHISLARIN DEĞERLENDİRİLMESİ : Kitaptaki olaylar, gerçekçi ve mantiki bir tarzdadır. Olaylarda savunulan bir taraf yoktur.

Yazar olayları kendi çıkarları doğrultusunda yazmış ve kimi zaman kendinin olaylarını, hastalıklarını ön planda tutmuş ve tasvirden kaçınmıştır. Roman tarzı yazmasını da kısa notlarda açıkça belli eder.

Köylüler, uyanık ve akıllı olduklarını tasvir etmiş ve göründüğü olmalarına rağmen bir takım hırslar-para gibi –onların şantaj yapmaya kadar götürmüştür.

Kamyoncular, birlik ve beraberliğe düşkün insanlar olarak tanınmış ve kendi eksikliğini düşünmeden ve görmeden başkalarına yardım etmeyi kendilerine bir borç bilmiştir.

Ayrıyeten birtakım kişilerin hala hurafelerden kurtulamadığı ve bu inançlarına devam ettiklerini görmekteyiz.

5. KİTAP HAKKINDA ŞAHSİ GÖRÜŞLER : İki kitaptan oluşan Anadolu Notları, notlarda ve anılardan oluştuğu için oldukça zevkli ve sürükleyici bir anlatım içermektedir. Arkadaşlarımın da zevkle okuyabileceği bir kitap olup, herkese tavsiye ediyorum.

6. KİTABIN YAZARI HAKKINDA KISA BİLGİ :
Reşat Nuri GÜNTEKİN : (1889-1956) İstanbul da doğmuş Edebiyat Fakültesini bitirmiş Liselerde öğretmenlik ve müdürlükler, Milli Eğitim Müfttişliği ve Paris Kültür Ataşeliği yapmıştır.

Reşat Nuri GÜNTEKİNİN ESERLERİ :

1. Çalıkuşu Gökyüzü
2. Dudaktan Kalbe Değirmen
3. Akşam Güneşi Yeşil Gece
4. Acımak Olağan İşler
5. Damga Gizli El
6. Kızılcık Dalları Harabelerin Çiçeği
7. Eski Hastalık Sönmemiş Yıldızlar
8. Makineler Tekkesi Tanrı Misafiri
9. Yaprak Dökümü Kan Davası
10. Ateş Gecesi Kavaklı Yeller
11. Bir Kadın Düşman Leyla ile Mecnun
Son Sığınak

PİYESLERİ :

Hançer Balıkesir Muhasebesi
Hülleci Tanrı Dağı Ziyafeti
Çalıkuşu (N.Cumalı) Eski Şarkı
Bir Köy Öğretmeni Yaprak Dökümü

published: Nisan 10th, 2008

Acımak

Merkezde öğretmenlik yapan Zehra ismindeki bir baş ögretmenin babasi hastadır. Zehra öğretmen merkezde bulunan öğretmenlerin içinde en iyisidir, çünkü görevi için canla, başla çalışan birisidir. Maarif Müdürü olan Tevfik Hayri Bey Zehra öğretmeni çok yakından tanıyan ve bilen birisidir. Fakat Maarif Müdürü Zehra’nın babasının hasta olduğunu öğrenir. Ve izin almak için Mebus Şerif Halil Bey ile konuşur. Zehra’nın iyi birisi olduğunu canla başla çalıştığını görevinin bilincinde olduğunu anlatır ve konuşurlar ama acıma ruhunun olmadığını belirtir. Öğrencilerden okula geç gelenleri, üstü başı yırtık olanları affetmediğini belirtir. Halil Bey şaşırmıştır, çünkü Zehra’nın babasız olduğunu sanmaktadır. Tevfik Bey ile Şerif Bey okulları teftişe gider ve ilk olarak Zehra’nın okulundan başlarlar ve babasının hastalığından söz ederler ama Zehra babasının olmadığını söyler ve onlarda üstelemezler ama hasta kelimesini duyunca Zehra değişmiştir.

Maarif Müdürü bu olayı halletmek için hemen harekete geçer ve iki gün sonra İstanbul’dan gelen resmi bir telgrafla Zehra’nın babası olan Mürşit Efendi’nin hasta ve ölmek üzere olduğunu ve öğretmenin hemen yola çıkması gerektiğini belirtmiştir. Tevfik Bey Zehra’yı odasına çağırır ve durumu tekrar anlatır. Hemen babasının yanına gitmesi gerektiğini ona hatırlatır ve telgrafı Zehra’ya verir. Zehra babasının kötü biri olduğunu anlatır ve gitmek istemez. Sonra Zehra kararını değiştirmiştir ve Tevfik Bey’e söyleyerek okuldan ayrılır.

Zehra trene biner ve küçüklüğünde başından geçen olayları hatırlar. Zehra çocukken anneannesi ve ailesiyle yaşamaktadır. Zehra’nın teyzesi Ruhsar tüccar bir adamla evlenmiştir. Ama kocasını aldattığı için Ruhsar’ı öldürmüştür. Zehra babasını da annesi Meveddet Hanım sayesinde sarhoş, çapkın, serseri biri diye bilmiştir. Zehra’nın ablası Feriha annesinden gördüğü için biraz süslüdür ve babası ona yasaklar koyar ve annesi Feriha’yı babasına kötüler ve daha sonra ablası veremden ölür. Zehra babasını hep kötü biri olarak bilmiştir. ilmiştir. Zehra bunları düşünürken İstanbul’a gelmiştir.

Zehra babasının kaldığı eve gelir ama çok geçtir, çünkü babası ölmüştür. Mürşit Efendi’nin uzak akrabası olan Vehbi Efendi Zehra’ya babasına ait sandığın anahtarını verir. Zehra sandığı açar ve içinden birkaç kağıt ve bir hatıra defteri çıkar ve kumaya başlar. Hatıra defterinde Mürşit Efendi’nin tüm hayatı yazmaktadır.

Mürşit Efendi okulunu bitirip diplomasini almiştir. Tek amaci mutlu hayat sürmek ve evlenmektir. Mürşit Efendi’nin Sivas’a ilk tayini çikar. Öncelikle Istanbul’da kalmak istemiştir ama küçük şehirde çalişmak daha iyi oldugunu düşünerek Istanbul’dan ayrilir. Sivas’ta işe başlar ve bir Ermeni kadininin evini tutar ve orada yaşamaya başlar. Bazi evlerine davet edip konuşmalarinda hep dedikodu yaptiklari için Mürşit Bey artik bu tür yemeklerde bulunmayacagina karar verir. Daha Sivas’in bir kazasina kaymakam olur ve yeni bir yere taşinir. Oradan da başka bir yere tayini çikar. Kazada bulunan zenginler ve esnaflar yeni gelen kaymakamlara hediyeler vererek gözüne girmeye çalişip halki kandırmışlardır. Ama Mürşit Bey olayın farkına varır ve başka bir kaymakamlığa geçiş yapar amacı yeni aldığı kazayı geliştirmektir ama burada da her şey ters gitmektedir.

Mürşit Efendi’nin tayini Diyarbakir’a tahriat müdürü olarak atanir. Burada eski alişkanligi azalmiştir ve içkiye başlamiştir. Mürşit Efendi Fadil adinda malmüdürü ile tanişir ve bir gün Fadil Bey rahatsizlanir ve Mürşit Bey’in kucaginda ölür, ayni zamanda kizina da aşik olmuştur. Yetim kalan kizini annesinden ister ve annesi kabul eder, hazirliklar başlar.

Eve güvey gelir ve yeni bir eve taşinirlar. Eve yeni, pahali eşyalar alirlar. Diyarbakir’da bir süre kaldiktan sonra kaynanasinin istegiyle Istanbul’a taşinmaya karar verirler. Bu sirada kaynanasinin istekleri gün geçtikçe artmaktadir. Mürşit Bey’de bogazina kadar borca batmiştir. Yakin dostu ve zengin biri olan Abdüssamet Bey’den borç alir. Kaynanasinin istegiyle yaninda çalişan Hafiz’in da Istanbul’da bir iş bulmasini ister fakat olumsuz yanit alir. Abdüssamet Bey Hafiz’in kaynanasinin aşigi oldugunu, Makbule Hanim’in Fadil Efendi’ye neler çektirdigini ve kizlarinin ne kadar sinsi, yalanci ve sömürücü oldugunu anlatir. Mürşit Bey bunlari duyunca kulaklarina inanamaz ve güven duydugu kaynanasindan ve karisindan şüphelenir.

Mürşit Bey Istanbul’a gelir, yerleşir ama evde bir geçimsizlik vardir; çünkü Mürşit iş bulamamiştir, herkesten borç almaktadir hatta gümrük müfettişi olunca bile gelen para az oldugu için huzursuzluklar devam eder. Huzursuzlugu durdurmak için hirsizlik yapar. Bunlarin hepsini kizlari için yapmaktadir. Ama bir gün yakalanir ve işten atilip, hapse konulur.

Hapisten çıktığında aç ve işsizdir. Artık her gece içmektedir. O sıralarda Ruhsar kocasını aldattığı için kocası onu öldürmüştür ve dışarıdan herkes iki bacanağı da suçlu bulmaktadır.

Evlerinin yakınındaki Mesadet Hanım ve Necip Bey’in arası Meveddet Hanım ile iyidir ve Necip Bey Mürşit Bey’e yanında iş bulur. Mürşit Bey bir gün beze sarılı bir çok mektup bulur, bunlar karısının Necip Bey ile olan aşkının mektuplarıdır. Mürşit Bey olayı anladıktan sonra işten ayrılır. Artık Mürşit Bey sarhoşun teki ve dilencinin biri olmuştur.

Zehra defteri burada bitirir ve esas suçlunun kim olduğunu öğrenmiştir ama vakit çok geçtir.

Birkaç gün sonra Zehra çalıştığı yere tekrar döner.